Telefon
WhatsApp
Engelli ve yaşlıların toplu taşıma engeli çözüm bekliyor

Özel Halk Otobüsçüleri esnafının artan yakıt maliyetlerini gerekçe göstererek engelli ve yaşlı yolcuları ücretsiz taşımayacaklarına dair açıklamalarının yoğunlaşması üzerine bir süre önce bu sütunlarda ücretsiz seyahat hakkı konusunu etraflıca ele alan bir analiz yayınlamıştık. 

Özel taşımacı esnafının bu açıklamalarından dolayı engelli ve yaşlıların uygulamadan yararlanma haklarının kısıtlanması ihtimali zaten hayat pahalılığından en çok etkilenen gruplar arasında olan bu dezavantajlı gruplar arasında ciddi bir tedirginlik yarattı. Medyada yer alan haberlerde engelli ve yaşlıların bu tedirginliği belirgin bir şekilde hissediliyordu.

TÖHOB Başkanı Ercan Soydaş, TÖHOKB Başkanı Kurtuluş Kara ile Türkiye genelindeki özel halk otobüsçüleri temsilcilerinin katıldığı bir toplantı sonrasında, taşımacı esnafı temsilcileri artan maliyetler, son dönemde akaryakıta gelen zamlar ve bu zamların tüm gider kalemlerine yansımasının ücretsiz toplu taşımayı özel sektör açısından sürdürülemez hale getirdiğini ve gelinen noktada sorunlarını Cumhurbaşkanımıza ve ilgili bakanlıklara ilettiklerini ifade ettiler. Ayrıca 15 Ekim tarihine kadar taleplerine ilişkin somut bir adım atılmaması halinde şehit ve gazi aileleri, gaziler, emniyet ve basın mensupları hariç ücretsiz taşıma yapılmayacağını ifade ettiler. Benzer açıklamalar çeşitli illerdeki taşımacı esnafına ait dernek ve meslek kuruluşlarından da gelmeye başlayınca konu iyice kamuoyu gündemine oturdu.

Taşımacı esnafı tarafından yapılan bazı açıklamalarda engelli ve yaşlıların tümünün, bazılarında da engel oranı 70’ten düşük olanların ücretsiz seyahat hakkından yararlanmasına müsaade edilmeyeceği ifade edilse de, böyle bir uygulamanın hukuk karşısında nasıl bir karşılığı olduğunu sorgulamak gerekmektedir. Konuya ilişkin sert açıklamalar yapan taşımacı esnafının yasal olarak ücretsiz taşımadan kimlerin yararlanacağını belirlemek, kapsamda olanlardan bazılarını kapsam dışına çıkarmak ya da kapsamdakiler için asgari bir ücret tarifesi belirlemek gibi bir yetkileri ya da yapacaklarını ifade ettikleri kısıtlamaları yasal sınırlar içinde hayata geçirme şansları var mıdır? Bu soruların cevabını bulmak için öncelikle ücretsiz seyahat hakkının dayandığı mevzuata bakmak gerekiyor.

12 Ağustos tarihli analizimizde öncelikle taşımacı esnafının açıklamalarının hukuki geçerliliğine ilişkin genel bir bilgi verilmişti. Ücretsiz taşımanın kapsamı 8/1/2002 tarihli ve 4736 sayılı “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun”un 1 inci maddesine 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanunla eklenen ikinci ve üçüncü fıkralar ile belirlenmişti. Buna göre ücretsiz seyahat hakkından; asgari %40 engelli olanlar, ağır engelliler ile bir kişiyi geçmemek koşuluyla refakatçileri, gaziler, şehit ve gazi yakınları ile 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları faydalanabilmektedir.

Vatandaşların ücretsiz seyahat hakkından yararlandırılmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca çıkarılan ve 4/3/2014 tarihli ve 28931 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Ücretsiz veya İndirimli Seyahat Kartları Yönetmeliği” ile belirlenmiştir. Yönetmelik, ücretsiz seyahat hakkı bulunanların toplu taşıma araçlarından ücretsiz veya indirimli yararlanma amacıyla Yönetmelikte belirtilen belgeleri ibraz etmeleri halinde, ücretsiz veya indirimli seyahat hakkı herhangi bir gerekçeyle engellenemeyeceği, toplu taşıma hizmetini sunan kurum ve kuruluşlar ile belediyelerin, ücretsiz veya indirimli seyahat hakkının kullanılması ile ilgili kolaylaştırıcı tedbirler alacağını hüküm altına almıştır.

Ücretsiz seyahat için taşımacı esnafına gelir desteği sağlanmaktadır

Ücretsiz seyahat hakkının kullanımı sebebiyle ortaya çıkan maliyeti karşılamak amacıyla yapılan yasal düzenlemeler ile bu hizmeti veren araçların sahiplerine devlet tarafından gelir desteği ödemeleri yapılması sağlanmıştır.

4736 sayılı Kanunun birinci maddesine 27/3/2015 tarihli ve 6637 sayılı Kanunla eklenen dokuzuncu fıkra ile; ücretsiz seyahat yükümlülüğü bulunan ve belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı ile özel deniz ulaşımı aracı için bunların işletmecilerine, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten ilgili belediyeler aracılığıyla her ay gelir desteği ödemesi yapılacağı belirtilmiştir.

Gelir desteğinin ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği “Ücretsiz Seyahat Kapsamında Yapılacak Gelir Desteği Ödemesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” 6/1/2016 tarihli ve 29585 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğe göre belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı ile özel deniz ulaşımı aracı için bunların işletmecilerine 4736 sayılı Kanun kapsamında gelir desteği ödemeleri gerçekleştirilmektedir. Belediyelerden gönderilen bilgiler doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından düzenlenen icmal tabloları uyarınca hesaplanan ödeme tutarları Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri aracılığı ile belediyelerin hesaplarına aktarılmaktadır.

En son 24/5/2023 tarihli ve 32200 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve anılan Yönetmelikte yapılan değişiklikle 1 Temmuz tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bu ödemeler %50 oranında artırılmıştır. Bu artış sonrasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, engelli ve yaşlıların ulaşım araçlarından ücretsiz yararlanmaları uygulaması kapsamında taşımacılara 2015 yılından Mayıs 2023’e kadar 1 milyar 662 milyon lira gelir desteği ödemesi yapıldığı açıklanmıştır.

Gelir desteğinin giderlerini karşılamakta çok yetersiz kaldığını iddia eden taşımacı esnafının rahatsızlığını gidermek açısından bu artışın da yeterli görülmediği anlaşılmaktadır. TÖHOB Başkanı Ercan Soydaş Türkiye genelinde ücretsiz taşımanın oranının yüzde 40’lara kadar ulaştığını, Ankara’da ise bu oranın yüzde 50 olduğunu iddia etmektedir. Taşımacı esnaf bu bakış açısı ile ücretsiz seyahat hakkının kullanımına ilişkin bir takım kısıtlamalar getirme niyetlerini açıkça ifade etmektedir. Peki toplu taşıma esnafının bu niyetlerini mevcut mevzuat çerçevesinde hayata geçirebilme ihtimali var mıdır?

Hem 4736 sayılı Kanunla hem de “Ücretsiz veya İndirimli Seyahat Kartları Yönetmeliği” ile ilgili kurumların, belediyeler ile belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlerin, ücretsiz ve indirimli seyahat hakkının kullanılması ile ilgili olarak gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü hükme bağlanmıştır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırım 4736 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin yedinci fıkrasında ve anılan Yönetmeliğin 12 nci maddesinde yer almaktadır. Buna göre; ilgililer tarafından ücretsiz veya indirimli seyahat hakkının kullandırılmaması hâlinde bu haktan faydalandırılmayan her kişi için toplu taşıma aracının tarifesi üzerinden elli tam bilet bedeli tutarında idari para cezası mülki idare amiri tarafından uygulanacaktır.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın web sitesinde linkinde yer alan Ücretsiz Seyahat ve Ücretsiz Seyahat Kapsamında Yapılacak Gelir Desteği Ödemelerine Dair Bilgi Notu’nda ilgili hükümler doğrultusunda, ücretsiz seyahat hakkından yararlandırılmama yahut hakkın kullanımının zorlaştırılması durumlarında olayın geçtiği yerin en büyük mülki idare amirine olay tarihi, zamanı, araç plakası ve olay yeri ile ilgili ayrıntıları içerecek şekilde şikâyet edilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. İhlal halinde –gerekiyorsa- belediye tarafından kendi toplu taşıma alt düzenlemeleri kullanılarak yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin yetki belgelerinin iptalinin dahi yapılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Konuya ilişkin mevzuat bu kadar açıkken yine de taşımacı esnafı tarafından açıklamalar yapılarak ücretsiz seyahat hakkının kullanımına sınırlamalar getirildiği belirtilmiştir. Medyada yer alan bu açıklamalar üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş 21 Ağustos tarihinde Bakanlığın web sitesine yaptığı açıklamada (link 3) (https://www.aile.gov.tr/haberler/bakanimiz-goktas-engelli-ve-yaslilarimizin-ucretsiz-sehir-ici-ulasimi-icin-yapilan-gelir-destegi-odemelerimiz-suruyor/) engelli ve yaşlı vatandaşları ücretsiz olarak taşıyan şehir içi özel halk otobüsü ve deniz ulaşım aracı sahiplerine yapılan aylık gelir desteği ödemelerinin sürdüğünü belirterek Bakanlığın bu kapsamda engelli ve yaşlılar için 2015 yılından günümüze kadar 1 milyar 740 milyon TL gelir desteği ödemesi yaptığını ifade etti. Ücretsiz seyahat hakkından yararlanan 65 yaş ve üzeri yaşlılar ile yüzde 40 ve üzeri engelli raporu bulunan engelli vatandaşların şehir içi toplu taşımada ücretsiz taşınmasının kanunla düzenlendiğini belirten Göktaş açıklamalarını “Bakanlık olarak hak temelli anlayışla belirlediğimiz hizmetlerimize başta engelli ve yaşlı vatandaşlarımız olmak üzere her bireyin eşit, tam ve ayrımcılığa uğramadan toplumsal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla devam edeceğiz. Engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın şehir içi toplu taşıma imkânlarından ücretsiz bir biçimde yararlanabilmeleri için gereken desteği sürdüreceğiz.” şeklinde bitiriyordu.

Özel halk otobüsü esnafının toplu ücretsiz ve indirimli toplu taşıma konusunda Ankara Ticaret Odası'nda 15.10.2023’de yaptığı “Genel Değerlendirme Toplantısı”ndan sonra, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın açıklamalarına ve kamuoyu baskısına rağmen TÖHOB Başkanı Ercan Soydaş yaptığı açıklamada, ücretsiz toplu taşımadan yararlanan vatandaşlara ayda sadece 4 gün hizmet vermeyi kararlaştırdıklarını açıkladı. Soydaş, geri kalan günlerde vatandaşların kamu araçlarını veya alternatif toplu taşıma araçlarını tercih etmelerini rica etti. Soydaş, vatandaş ile otobüs şoförlerinin karşı karşıya gelmesinin nasıl önleneceğine yönelik soru üzerine, “kesinlikle vatandaşlarımızı incitmeyin” yönünde katı kurallar koyduklarını belirterek araçlarına bilgilendirme yazıları asacaklarını ve hiçbir vatandaşı üzmeden gerekli uyarıların yapılacağını ifade ediyordu. 

TÖHOKB Başkanı Kurtuluş Kara da, halk otobüslerinde şehit ve gazi aileleri, emniyet ve basın mensupları ile durumu ağır tekerlekli sandalye kullanan engelliler ile görme engelliler dışındakileri ayın sadece 4 gününde taşıma kararı aldıklarını belirtiyordu. Kara’nın mevzuata dair sözleri ise kamu otoritesine bakışlarına dair şaşırtıcı vurgular içeriyordu: "Yasal olarak taşımamız lazım. Biz bu vatandaşlarımızı taşırsak akaryakıt alamayacağız. İlla ki bize bakanlık, emniyet ve belediye tarafından bir yaptırım olacak. Yani araçlar bu sefer de otoparka çekilmeye başlarsa hepsi birden çekilmeye başlanacak. Türkiye genelinde bunu zor görüyorum. Çünkü vatandaşlar mağdur olacak ama cezai işlemler devam edebilir. Her şeyi göze aldık. Yani bu iş artık kaçınılmaz duruma geldi. Bu herhangi bir eylem ya da taşımama durumu değildir.” 

Bu açıklamalar sonrası Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş 17.10.2023 tarihinde Bakanlığın internet sitesinde yaptığı açıklamada ( https://www.aile.gov.tr/haberler/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakanimiz-goktas-gelir-desteginden-yararlanmayan-ozel-halk-otobusleri-de-destekten-yararlanacak/) Bakanlık ile TÖHOB arasında ücretsiz seyahat kapsamında ödenen gelir desteğine ilişkin görüşmelerin devam ettiğini belirtiyor, gelir desteği ödemesinden yararlanmayan özel halk otobüslerinin de kapsama alınmasına ilişkin yönetmelik değişikliği çalışmalarında son aşamaya geldiklerini, esnafın mağduriyetini de göz önüne alarak gelir desteğinin iyileştirilmesine yönelik önümüzdeki yıl bir artış yapılması hususunda Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yakın çalışmaların sürdürüldüğünü ifade ediyordu. Ayın 1'i ile 4'ü arası ücretsiz yolcu taşıma kararının kanuna aykırı olduğunu ifade eden Göktaş, 65 yaş ve üzeri yaşlılar ile engelli vatandaşların şehir içi toplu taşımada ücretsiz taşınması uygulamasına destek olmaya devam edeceklerini vurguluyordu.

Bütün bu tartışmalar sürerken engelli bir vatandaşın maruz kaldığı çirkin bir olay sürecin ne kadar hassas yürütülmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Ankara’da bir özel halk otobüsünün şoförü, araca binmek isteyen engelli bir vatandaşı otobüse almadığı gibi "İn aşağıya, şimdiye kadar bindiğine say. Sen bir de sağlam olsaydın, ne yapardın bize" diyerek hakaret de ediyordu. Görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi'nce şoföre ceza uygulanırken, otobüs de parka çekiliyordu. Ankara Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada sürecin titizlikle takip edildiği, habere konu olan halk otobüsünün parka çekildiği ve cezai işlem uygulandığı belirtilerek kanunları uygulamaya ve otobüsleri denetlemeye devam edecekleri vurgulanıyordu.

KAMU GÖREVLİSİ 4 GÜNLÜK HİZMET İÇİN 1 AYLIK ÖDEME YAPABİLİR Mİ?

Yukarıdaki açıklamalar sonrasında bir başka problem daha gün yüzüne çıkmaktadır. Az önce belirtilen açıklamalar çerçevesinde, gelir desteğinin ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği “Ücretsiz Seyahat Kapsamında Yapılacak Gelir Desteği Ödemesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” kapsamında belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı ile özel deniz ulaşımı aracı için bunların işletmecilerine 4736 sayılı Kanun kapsamında gelir desteği ödemeleri gerçekleştirilmektedir. Belediyelerden gönderilen bilgiler doğrultusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından düzenlenen icmal tabloları uyarınca hesaplanan ödeme tutarları Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri aracılığı ile belediyelerin hesaplarına aktarılmaktadır. Ayın 4 günü haricinde engelli ve yaşlıları taşımayacağını ilan eden araç sahiplerine nasıl ödeme yapılacağı sorusu önem kazanmaktadır. Kamu görevlisi açısından hizmet vermeyen bir toplu taşıma aracına yapmadığı bir hizmete karşılık ödeme yapılması elbette mümkün olmayacaktır. Bu açıdan toplu taşıma esnafının temsilcilerinin bir an önce kullandıkları ifadeleri tashih etmeleri gerekmektedir.

Çözüm geciktikçe alanda biriken gerginliğin böyle müessif bir olayla gün yüzüne çıkması çözüm çabalarının hızlandırılması gerektiğinin altını çizmektedir. Önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi toplumsal hayata dair hiçbir konunun tek boyutuna bakılarak anlaşılması ya da problemlerin böyle bir bakış açısıyla çözülmesi mümkün değil. Gerek ekonomik durumları ve gerek genel toplumsal konumları itibariyle dezavantajlı gruplar arasında yer alan engelli ve yaşlıların toplumsal hayata etkin katılımlarına önemli katkı sağlayan bir enstrüman ücretsiz seyahat hakkının toplu taşıma esnafının belirttiği hususlar da dikkate alınarak tüm boyutlarıyla değerlendirilmesi gerekmektedir.

Toplu taşıma araçlarından ücretsiz faydalananların oranının çok yüksek olması durumunda bu maliyet toplumun diğer kesimlerine yansıyacaktır. Bu uygulamadan faydalananların gelir durumlarının dikkate alınmamasına dair eleştiriler de dikkate alınmalıdır. Ekonomiden ya da diğer tüm belirleyicilerden uzak bir şekilde engelli ve yaşlılarımızın toplumsal hayata aktif katılımının desteklenmesi için gerekli fedakarlıkların yapılmasının onlara borcumuz olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamakla birlikte, bu uygulamanın belirli saatler ile sınırlandırılması ya da kullanımın belli sayı ile sınırlanması hususlarının –geçici bir dönem için bile olsa- tartışılması yerinde olacaktır. Sosyal devlet uygulamalarının bütçedeki yeri açısından en bonkör devletler arasında yer alan Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum bu tür karşılıksız ödemelere dair kamuoyu nezdindeki soru işaretlerini artırmaktadır.

Diğer taraftan, taşımacı esnafının cari mevzuata aykırı bir uygulamayı hayata geçirmesi hem toplumsal vicdanı yaralayacak hem de esnaf ile kamu görevlilerini karşı karşıya getirecektir. Konunun muhatabı devlet iken hak sahiplerinin kanuni haklarının esnaf tarafından alınacak kararla kullandırılmaması hukuki düzeni bozacaktır. İhlal başına elli bilet karşılığı ceza uygulandığı takdirde olay daha çözümsüz boyutlara ulaşacaktır. Bu konuda hem mülki idare amirlerinin hem de belediyelerin daha aktif bir pozisyon alması gerekmektedir. Mülki idare amirlerinin bu tür uygulamalar karşısında gereken müeyyideleri uygulaması, özel ulaşım araçlarını ruhsatlandıran ve onlara çalışma izni veren belediyelerin de kargaşaya sebebiyet verecek girişimleri kararlı bir şekilde engellemesi ve yaptırım uygulaması yerinde olacaktır. Hem 4736 sayılı Kanunun hem de ilgili yönetmeliğin ücretsiz seyahat hakkının yürütülmesinde kolaylık sağlama yükümlülüğü verdiği belediyeler temsil haklarından aldıkları güçle bu yükümlülüğün gereklerini yerine getirmelidirler.

Tabii ki bu ortamda en önemli ve zorlu görev Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na düşmektedir. Ekonomik şartların ağırlaştığı bu ortamda ekonomik açıdan en dezavantajlı kesimler arasında olan engelliler ile yaşlıların mağduriyetinin önlendiği, bununla birlikte toplu taşıma esnafının ve süreci vergi ve bilet ücretleri ile finanse eden diğer toplu taşıma faydalanıcısı vatandaşların haklarını koruyan bir çözüme geniş katılımlı bir istişare süreci sonunda ulaşılacağını ümit ediyoruz.

Belirtilmesi gereken en önemli hususlardan biri de 2005 yılında yürürlüğe giren ve Türkiye’de engellilik alanında devrim niteliğindeki gelişmelerin temel muharriki olan 5378 sayılı Kanun başta olmak üzere birçok yeniliğin banisi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konulara ilişkin hassasiyetidir. Engellilik alanında Türkiye’de yaşanan gelişmelerde bizzat verdiği talimatlarla yönlendirici olan Cumhurbaşkanının engelliler ve aileleriyle olan gönül bağı alanda herkesin malumudur. Bu bağlamda 2005 yılından beri bu alanda büyük bir özveriyle ilmek ilmek dokunan bu sevgi bağının zedelenmesinin önlenmesi için büyük bir hassasiyet gerektiği açıktır. Bu hassasiyet çözüme ilişkin çabaların hızlandırılmasını zorunlu kılmaktadır.

   

Mehmet Emin Seyidoğlu

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!