Telefon
WhatsApp
Kamu yönetimindeki etik çöküşü anlatan çarpıcı örnekler

Kamu yönetiminde yaşanan sorunların önemli bir kısmı mevzuat eksikliğinden değil, mevcut kuralların kişilere ve makamlara göre esnetilmesinden kaynaklanıyor. Öyle ki bazı kamu yöneticileri, kendilerine emanet edilen yetkileri kamu yararı için kullanmak yerine kişisel konforlarını artırmanın, yakınlarına avantaj sağlamanın ve çevrelerine imtiyaz dağıtmanın aracı olarak görebiliyor. Aşağıda hayali örneklerle konuyu açıklamaya çalışacağım. Bakalım aşağıdaki hayali örnekler tanıdık gelecek mi?

Bir kurumun genel müdürü, kaba inşaatı tamamlanmış bir ev satın alıyor. Kurumdan ihale alan bir firmanın sahibi, genel müdüre oldukça cazip bir teklifte bulunuyor: Evin ince işlerini ve bahçe düzenlemesini sembolik bir ücret karşılığında yapmayı öneriyor. Hatta rahat olun bizim yan firmamız işleri yapacağı için sorun olmaz garantisi de veriliyor.

İlk bakışta sıradan bir ticari teklif gibi görülebilir. Ancak burada sorulması gereken tek bir soru vardır: “Ben bu kurumun genel müdürü olmasaydım, bu teklif yine bana yapılır mıydı?” Cevap hayırsa ortada masum bir ticari ilişki değil, ciddi bir çıkar çatışması riski bulunmaktadır.

Yeni atanan vali veya kaymakam, kısa süre önce tefriş edilmiş lojmanı beğenmiyor. Henüz kullanılabilir durumdaki eşyalar değiştiriliyor, yeni harcamalar yapılıyor. Bununla da kalınmıyor. Çocuklar kurum aracıyla okula gönderiliyor, eşin kullanımına usulüne aykırı biçimde araç tahsis ediliyor. Bir başka kurumda ise genel müdür, kullanılabilecek kurum lojmanı bulunduğu hâlde yüksek bedellerle yeni bir konut kiralatıyor.

Bütün bunların bedeli ise kamu kaynaklarından karşılanıyor. İnsan ister istemez soruyor: Kamu görevi mi üstlenildi, yoksa sınırsız imkânlara sahip bir ayrıcalık paketi mi kazanıldı? Makamlar geçicidir, kamu kaynakları ise milletin emanetidir.

3-Hastayı tedavi etmek mi, müşteri yönlendirmek mi?

Bir devlet hastanesinin çevresinde çok sayıda özel görüntüleme merkezi bulunuyor. Doktorun tetkik istediği hastalar, hangi merkeze gitmeleri gerektiğini kendisine soruyor. Doktor ise sürekli aynı görüntüleme merkezini öneriyor. Herhangi bir maddi menfaat sağlanmasa bile bu davranışın etik açıdan değerlendirilmesi gerekir. Zira hastalar, yönlendirmenin tıbbi gerekçelerle mi yoksa özel ilişkiler nedeniyle mi yapıldığını bilemez. Hastanın tercih özgürlüğünü korumak, seçenekler hakkında tarafsız bilgilendirme yapmak ve belirli bir işletmeye haksız avantaj sağlamamak esastır. Sağlık hizmetinde esas olan hastanın yararıdır; belirli işletmelerin kazancı değil.

Bir kamu ihalesinde kontrol mühendisi olarak görev yapan memur, denetlediği firmanın sahibine ait tatil köyünde ailesiyle birlikte bir hafta ücretsiz tatil yapıyor. Tatil dönüşünde firmanın hak edişlerini incelerken imalatlarda ciddi eksiklikler tespit ediyor.

Tam eksiklikleri bildireceği sırada firma sahibi gülümseyerek soruyor: “Mühendis Bey, tatiliniz nasıl geçti? Aileniz memnun kaldı mı?” İşte o anda ücretsiz tatilin gerçek bedeli ortaya çıkıyor! Mühendisin önünde iki seçenek bulunuyor: Ya görevinin gereğini yerine getirip eksiklikleri raporlayacak ya da kendisine sağlanan menfaatin etkisi altında kalacaktır. Kamu görevlisinin kabul ettiği uygunsuz bir hediye veya menfaat, bazen doğrudan para ile satın alınamayacak bir sessizliğe yol açabilir. Bedava tatilin faturası çoğu zaman tatil köyünde değil, kamu kaynaklarında kesilir.

5-Denetçi denetlemeye mi geldi, ücretsiz check-up yaptırmaya mı?

Bir denetim elemanı, denetlemek üzere gittiği özel hastaneden kendisine ücretsiz check-up yapılmasını istiyor. Bir başka durumda ise hastane yönetimi böyle bir hizmeti kendiliğinden teklif ediyor. Her iki durumda da denetçinin bu menfaati reddetmesi gerekir. Çünkü denetçinin bağımsızlığı yalnızca verdiği kararlarla değil, denetlenen kurumla kurduğu ilişkilerle de ölçülür. Bu konuda çok sayıda başka örneklerde verilebilir.

Belediye mezarlığında görev yapan bir imama, defin işlemlerini gerçekleştirdiği cenazelerin yakınları para vermek istiyor. Yakınların bunu gönüllü olarak teklif etmesi, görev karşılığında kişisel ödeme kabul edilmesini etik hâle getirmez. Kamu görevlisi, yaptığı hizmetin karşılığında zaten maaş veya ücret almaktadır. Görevi nedeniyle vatandaşlardan ayrıca para ya da hediye kabul etmesi doğru değildir. Üstelik cenaze gibi insanların en hassas olduğu zamanlarda kamu hizmetinin karşılıksız ve eşit sunulması daha da önemlidir. Vatandaşın acısı, kamu görevlisi için ek gelir kapısına dönüşmemelidir.

7-Fen işleri müdürünün amcasına kim müşteri bulacak?

Bir belediyenin fen işleri müdürünün amcası inşaat malzemeleri satıyor. Amca, kendisini ziyarete gelen yeğeninden belediyeye iş yapan firmalara amcasıyla tanışıp tanışmadığını sormasını istiyor. İlk bakışta basit bir aile ricası! Ancak müdürün bu ricayı yerine getirmesi, kamu görevinin özel ticari menfaat için kullanılması anlamına gelir.

Belediyeyle iş yapan firmalar, müdürün yönlendirmesini sıradan bir tavsiye olarak mı görecektir, yoksa gelecekteki iş ilişkilerini düşünerek yerine getirmek zorunda mı hissedecektir? İşte etik ihlalin özü burada yatmaktadır. Kamu görevlisinin akrabası olmak, kamu ihalelerinin etrafında ayrıcalıklı ticaret yapma hakkı vermez.

Büyük bir satın alma ihalesi öncesinde kurumun üst yöneticisi, şartnameyi hazırlayacak müdürü makamına çağırıyor. Talimat son derece açık: “Şartnameyi şu firmanın kazanabileceği şekilde hazırlayın.”

Bir başka örnekte ise belirli bir firmaya ihale öncesinde ayrıcalıklı bilgi verilerek hazırlık yapması sağlanıyor. Bu durumda ihale görünüşte rekabete açık olsa da fiilen belirli bir firmayı avantajlı hâle getirebilir. Üst yöneticinin talimat vermiş olması, hukuka aykırı işlemi meşrulaştırmaz. Somut olayın özelliklerine göre disiplin sorumluluğu ve ceza hukuku yönünden inceleme de gündeme gelebilir. İhale şartnamesi bir firmanın ölçülerine göre dikilen elbise değildir. Kamu ihalesi de önceden belirlenmiş kazananı ilan etme töreni olmamalıdır.

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!