Kerkenes mi Kerkenes antik kenti mi?
Kerkenes harabeleri ya da Kerkenes Antik Kenti ile ilgili daha çocuk yaşta iken, ilk defa annem tarafından ‘’Kerkeniz balkanız’’ derler oraya oğlum. Çok eskiden gavurlar yaşarmış orada! diye ara sıra bahsettiğini hatırlarım. Bu sözler üzerine Kerkenes diye bilinen Kerkenes Antik Kentine karşı bende araştırma hevesi uyanmış olacak ki; lise yıllarında Tarih ya da Arkeoloji Bölümü okumağa karar vermiş ve 1989 yılında ODTÜ Tarih Bölümünü kazanmıştım.
Daha sonra rahmetli babamın isteği yerine gelsin diye bu bölümü terk ederek Hukuk tahsili aldım ama Tarih bölümüne karşı ilgim hiç azalmadı. Gurbetten memlekete her geldiğimde özellikle yaz aylarında Sorgun- Şahmuratlı köyünde yer alan bu çevrede Kerkenes ya da Kerkenes Harabeleri diye bilinen ama benim yıllardır Kerkenes Antik Kenti dediğim çok devasa bir alanı kale surları ile çevrili yedi adet giriş kapısı olan antik şehre mutlaka uğrar ve gezerdim. Çoğu zaman buraya bakılmadığını ve gereken önem verilmediğini ilgili kimselere iletmeğe çalışırdım.
Burada önceleri egemen olan Asur İmparatorluğu M.Ö 612 yılında, Med ve Babillilerin ortak saldırısına yenik düştü. Medler imparatorluklarını Anadolu yüksek platosu boyunca, batıya Kızılırmak’a doğru genişlettiler ve Kerkenes Dağı üzerinde, Herodot tarihinde Pteria adıyla anılan yeni büyük bir şehir kurdular. Yine Herodot’a göre, Medler ile Lidyalılar arasında yıllardır uzayıp giden savaşın altıncı yılında, muharebe bütün şiddetiyle devam ederken gün geceye döner. Sonradan “Güneş Tutulması Muharebesi” olarak adlandırılacak bu olay, M.Ö 585 yılının 28 Mayıs günü meydana gelir. Kilikyalılar ve Babiller’in arabuluculuğuyla imzalanan barış antlaşması ile sınırlar tekrar belirlenir.
Kerkenes Antik kenti, Doğu Roma imparatorluğunun başkenti olan şu anki İstanbul’dan başlayıp İran’ın içlerinde bulunan Persepolis şehrine kadar uzanan tarihi Kral Yolu üzerinde yer aldığından her zaman stratejik öneme haiz olmuştur,
Elli yıldır dünya tarihini araştıran özellikle Orta Doğu’da kurulan İmparatorlukları ve Devletleri araştıran ve yazan hemşehrimiz Salim Taşçı: Kerkenes Antik Kentinin Medlerin (Perslerin kurduğu imparatorluk) başkentinin burası olduğunu ve yine Antik Çağ Tarihçisi Heredotun kitabında bahsettiği kayıp şehir olan “Pteria” olduğunu ısrarla anlatmakta ve yazılarında bahsetmektedir.
Yaklaşık otuz yıldır süren arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda buranın Medlerin başkenti olduğuna dair kesin bir kanaat oluşmadığı gibi bu iddia henüz üniversite bilim çevresi tarafından da kabul edilmemiştir. Ama bu Antik Şehrin Demir Çağı'nda M.Ö 600 yıllarında Medler tarafından kurulduğu tahmin edilmekte ise de; 2003 yılı kazı sezonunda Frigce yazıtlar bulunması kentin bir Frig yerleşimi olabileceğini de göstermektedir. Antik Kentin kayıp şehir Pteria olduğunu ise birçok bilim adamı kabul etmektedir.
Bozok İlahiyat Dr. öğrt. üyesi Yasin Gökhan ise Kerkenes Antik Kenti’nin başkent olacak kadar büyük, yedi giriş kapılı şehir planı ile büyük bir tapınak şehrine benzediğini söylemektedir.
Kayıp şehir denmesinin sebebi ise: Kazıların neticesinde çıkan arkeolojik bulgulardan anlaşıldığı üzere Kapadokya kapısı dahil yedi kapısı olan yüksek bir dağ üzerinde kurulan saray kalıntıları olan ihtişamlı şehir : M.Ö 547 yılında Lidya Kralı Krezuz tarafından işgal edildikten sonra yakılarak tamamen yok edilmiş ve günümüze kadar da çok fazla kullanılamamıştır.
1993 yılından itibaren yapılan arkeolojik kazılarda çok sayıda savaş aletleri, ok ve mızrak uçları demirden yapılma zırhlar elde edilmiştir. Bu bulgular sayesinde, 2600 yıl öncesinde burada yaşamın olduğu bilimsel olarak tespit edilmiştir.
2020 yılında yapılan kazılar sırasında ise; Yozgat’ın meşhur yemeklerinden olan Testi kebabının yaklaşık ikibin altıyüz yıl önce bu antik kentte yapıldığına dair buluntular tespit edilmiştir.
Acizane bu antik kentle ilgili iki tespitim vardır: 1.Ne yazık ki bu devasa antik kentte yaklaşık 30 yıldır arkeolojik kazı yapılmasına rağmen sadece % 3 oranında kazı çalışması tamamlanmıştır.2. Bir zamanlar muhteşem olan bu antik kent Yozgat ya da Sorgun tarafından yeterince Türkiye kamuoyuna tanıtılamamış ve sadece Sorgun ilçesinde bilinen ve harabe diye nitelenen eski bir yerleşim yerinden öteye geçememiştir.
Otuz yıldır kazı çalışması yapılmış gibi gözükmesine rağmen yılın sadece üç ayında kazı yapılmakta ve sonra bu antik kent kaderine terkedilmektedir. Biran önce keşfedilmeyi bekleyen bu gizemli şehri ise yabancı turistler yerine bizim gibi tarihi antik kentlere merakı olanlar ya da define avcıları gezmektedir.
Oysa yapılması gereken: Bu antik kent ile ilgili başta Bozok Üniversitesi ve diğer üniversiteler tarafından yapılacak olan daha fazla kazı çalışmalarının yanında sempozyumlar, çalıştaylar düzenlenmeli ve burası basının da desteğiyle tüm Dünya’ya tanıtılarak tarih ve kültür sahasında hak ettiği yeri almalıdır.
Ben üzerime düşeni yapmak için bu yerle alakalı olan kurumlara, Müze müdürlüğüne, Belediye’ ye en azından “Kerkenes’’ levhasının “Kerkenes Antik Kenti” olarak değiştirilmesi gerektiğini sözlü olarak iletmiştim. Ama şu ana kadar o konuda bile muvaffak olamadık.
Burada kazı çalışmalarını ilk önce Amerikalı bir profesör başlatmıştı. En son çalışma ise Yeni Zellandalı bir ekip tarafından yapıldı. Ben ümit ediyorum ki; bir gün gelecek Yozgat’ın yiğit evlatları da buraya sahip çıkacak ve hatta Yozgatlı bir yönetmen tarafından antik çağın bu muhteşem kentinin belgeselini çekeceği inancındayım.
Tarık KÖKSAL
Araştırmacı-Yazar
Benzer Haberler
Alo Adalet 135' 1 Eylül'de hayata geçiyor
On başlıkta Memur-Sen’in açıkladığı Kamu Personeli Reform Paketi ve Analizi
Cem Yılmaz hastaneye kaldırıldı! Bakanlıktan açıklama geldi: Sağlık durumu nasıl?
Göç İdaresi Başkanlığı 40 Uzman Yardımcısı Alacak
Açlık sınırı 38 bin 318 TL oldu!
Resmi Gazete'de bugün (29.08.2026)
Resmi Gazete'de bugün (28.08.2026)
Resmi Gazete'de bugün (27.08.2026)