Milli Eğitim Bakanlığı 2027 yılında okullarda taşeron işçi çalıştırmayı düşünüyor
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ahmet ÜNLÜ'nün yazısı...
Milli Eğitim Bakanı sayın Yusuf Tekin yaptığı bir konuşmada okulların temizliğinin yapılamamasıyla ilgili olarak şaşırtıcı açıklamalarda bulundu. Bu yazımızda bu konuyu açıklamaya çalışacağız.
Okullarımızda temizlik ve güvenlikle ilgili bir problem yoktu
Bakan Tekin yaptığı konuşmada; “Okullarımızda temizlik ve güvenlikle ilgili bir problem yoktu. Niye yoktu? Nasıl yapıyorduk biz bu işi? Taşeron üzerinden hizmet alımı yöntemiyle yapıyorduk. Sonra taşeron işçiler kadroya geçirildi. Peki kadroya geçmeden önce okulların temizliğini ve güvenliğini sağlayan bu yaklaşık 60 bin kişi kadroya geçtikten sonra niye okullarımızda temizlik problem oldu?” ifadelerini kullanıyor.
Yıllar önce kamu kurumlarında temizlik ve güvenlik işleri firmalar üzerinden taşeron işçilerle yapılmaya başlanmıştı. Daha sonra büyük bir rakama ulaşan taşeron işçiler kadroya geçmek için siyasi baskı yapmaya başladılar. Muhalefet de taşeron işçi olayını köpürtüp istismara kalkışınca istenen amaç hasıl oldu. Hiçbir sınav ve seçme olmadan taşeron işçiler kamu kurumlarında kadroya geçirildi. Memurlara yasak olan siyaset yapma hakkı işçilere serbest. Şimdi siyaset yapma hakkı da olan işçilere dokun dokunabilirsen.
Sonra bir baktık ki daha önce yapılan işler aksamaya başlamış. Aynı adam, aynı kurum ve daha iyi ücret ve çalışma şartı olmasında rağmen işler aksıyor. Sadece aradan firma çekildi ve şartlar iyileştirildi. Halbuki taşeron işçilerin işten atılması da öyle sanıldığı gibi kolay değildi. Nihayetinde taşeron işçiler de kurumlara birilerinin referansı ile girmişlerdi. Daha açık ifade etmemiz gerekirse ihaleyi kazanan firmanın yetkililerine ilgili kurumların yetkilileri işe alınacakların listesini veriyor ve onlar da işe başlatılmalarını yapıyorlardı. Hatta temizlik için alınan bir çok taşeron personel masa başı işlerde istihdam ediliyordu ve kimsenin de bu duruma itirazı yoktu.
Bütün bunlara rağmen işi alan firmanın sağladığı disiplin sayesinde işler iyi gidiyor ve sorunlar asgari seviyede devam ediyordu. İşlerde aksama olduğunda nihayetinde firma sorun yaşıyordu. Gelinen noktada ise kadroya geçirilen ve sendikalı olan işçilerin görevlerini yapmadıkları belirtiliyor. Bunu belirten kişi ise Milli Eğitim Bakanlığının en yetkilisi olan Bakan.
İşini yapmayan işçiler için hiçbir şey yapılamaması ise kabul edilemez bir durumdur. Şayet bu işçilerin görev tanımları yapılmış ve belirlenen görevler yapılmıyorsa disiplin mekanizmasından tutun da bir çok yaptırım mümkündür. Bunları yapma yerine tekrar taşerona dönmeyi düşünmek biraz kolaycılığa kaçmak oluyor diye düşünüyorum.
Bakan Tekin’in tekrar taşeron çalıştırma önerisi işleri içinden çıkılmaz bir noktaya getirecektir. Tekrar eskiye dönülecekse mevcut taşeron işçiler niçin kadroya geçirildi? Bakan Tekin’in önerisi yerine getirilecekse mevcut işçiler ne yapacaklar? Mevcut işçiler taşeron işçilerin denetimlerinden mi sorumlu yapılacaklar? Bu soruların cevabına baktığımızda sayın Bakan’ın önerisinin çok sağlıklı olmadığı ve mevcut soruna çözüm getirmekten çok uzak olduğu görülecektir.
Bakan Tekin konuşmasında; “Okulların bu anlamda kadrolu devlet memuru statüsünde kişilerle bu sorunları çözemiyoruz. Çözsek aynı kişileri kadroya geçirmeden önce okullar temizleniyordu, kadroya geçti. Bakın şu anda yaklaşık 55 bin kişi var oradan kalan. Toplamda 70 bin TYP’li alıyoruz. 120 binden fazla kişi var.
Daha sağlıklı bir şekilde çözülmesi için bizim bazı teknik açıklamalar var. Onların söylediği o kısımlar. Ama şöyle söyleyeyim 2027 bütçesine biz kadrolu değil ama daha önce olduğu gibi okullarımıza temizlik ve güvenlik hizmeti satın almak üzere bir süreç içerisindeyiz. Tekrar söyleyeyim kadrolu almakla ilgili bir çalışmamız yok.” ifadelerini kullandı.
Öncelikle sorunun sebepleri analiz edilmeli ve nereden başlanılacağına karar verilmelidir. Her ay düzenli olarak maaş alan bir işçi verilen görevleri yapmıyorsa buna çare üretmek yerine başka yollar aramak çok sağlıklı değildir. Okul temizliği gibi bir konuda verilen görevlerin yapılmaması gibi bir şey düşünülemez. Ama sayın Bakan uygulamanın farklı olduğunu düşünüyor ve işçilerin görevini yapmadığını yada bu işçilerin amiri konumunda olan kişilerin görevini yapmadığını ifade ediyor. Bence öncelikle bu soruna cevap aranmalı ve çözüm üretilmelidir.
Lafı döndürüp dolaştırmadan söylememiz gerekirse, mevcut sorunlara çözüm üretme yerine tekrar taşeron işçi çalıştırmak doğru değildir ve geçmişten ders çıkarmamak anlamına gelmektedir. Aynı şeyleri deneyerek farklı sonuç elde edilemeyeceğini bilmeyen yoktur.
Ortada bir sorun var ve çözüm üretilmesi gerekiyor. O zaman okulların temizlik sorununu nasıl çözeceğiz diye haklı bir soru sormamız gerekiyor.
Öncelikle taşeron işçilerle çözmeye kalkmak sorunları içinden çıkılmaz hale getirecektir. Daha açık söylememiz gerekirse bir tarafta kadrolu işçiler diğer tarafta memur statüsünde yardımcı hizmetler sınıfı hizmetliler, beriki tarafta da sözleşmeli hizmetlilerin yanına bir de taşeron işçileri koyarsanız gerisini varın siz düşünün. Başka kurumlara da emsal oluşturacaktır.
Bunların içerisinde Türkiye İş Kurumu üzerinden istihdam edilen Toplum Yarına Çalışan personeli de düşündüğümüzde ortaya çıkan sorunun büyüklüğünü düşünebilirsiniz. Zaten personeller arasında maaş ve statü farkından dolayı çalışma barışında ciddi bir sorun var ve buna ilaveten de taşeron işçilerle yeniden başka sorunlar eklemek doğru değildir.
Bakan Tekin’in ifadesine göre zaten 70 bin TYP’li çalışan var, bunların taşeron üzerinden istihdam ederiz deniliyorsa böyle bir çözüm önerisi iyi netice vermeyecek ve mevcut sorunlara ilave sorunlar üretilmiş olacaktır.
Eleştirmek kolay çözümün nedir diye soranlar olacaktır. Çözüm önerilerimizi de açıklayalım o zaman.
Mesela gelişmiş ülkeler bu işi nasıl çözmüşler diye bir araştırma yapılabilir. Özellikle de Japonlar ve Finlilerin yöntemi üzerinde kafa yorulabilir. Eğer Japonların ve Finlilerin buldukları yöntemler hoşumuza gitmezse okul aile birliklerini de işin içine çekerek işini gereği gibi yapmayan işçiler üzerinde yoğunlaşılması sağlanmalıdır. Acaba bu kişiler işlerini yapmıyorlar mı yoksa bunlara iş mi yaptırılamıyor diye sorulara sorarak işe başlanılması gerekiyor.
Bunlarla birlikte okullardaki görevliler için öncelikle görev tanımlarının yapılarak işçilerin görevlerini yerine getirmemeleri halinde neler yapılabileceği üzerinde kafa yorulmalıdır. Yani işini yapmayanlar için ah vah edene kadar bunlara işlerinin nasıl yaptırılacağı ile okul idarecilerinin yanında duracak ve onlara destek olacakların sayısını arttırma yolları aranmalıdır.
Benzer Haberler
Motorine indirim geliyor
Bakanlık açıkladı: İşte ailelere yapılan yardımlar ve şartları...
Milli Eğitim Bakanlığı 2027 yılında okullarda taşeron işçi çalıştırmayı düşünüyor
Altı başlıkta memur sendikalarına kritik hatırlatmalar
Resmi Gazete'de bugün (25.07.2026)
Maden işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallar güncellendi
Resmi Gazete'de yayımlandı: Tarım Bakanlığı 1.874 personel alacak...
Diyarbakır ve Çanakkale'de deprem