Öğretmenler üzerindeki mahalle baskısını azaltacak düzenlemeler yapılmalıdır
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ahmet ÜNLÜ'nün yazısı....
Öğretmenlerle ilgili çok sayıda yazı kaleme aldım. Özellikle atama yöntemlerini çok fazla eleştirdim. Bugünkü yazımda hepimizin hayatında derin izler bırakan öğretmenlerimizin çalışma şartlarından bahsedeceğim.
Bakan Tekin’in söyledikleri baştan sona doğru. Öğretmenlerimiz bütün zor şartlara ve üzerlerindeki mahalle baskılarına rağmen bu rollerini yine de yerine getiriyor. Öyle öğretmenlerimiz var ki çocuğun gözlerinden ve davranışlarından sıkıntılı olup olmadığını biliyor ve çözüm üretiyor. Kendisinde yoksa başkasından bulup o çocuğun sorununu çözmeye çalışıyor.
Bir öğretmenimiz sosyal medya hesabıma; “Bankanın verdiği promosyonu öğrencilere burs veren öğretmenler var, maddi durumu olmayan öğrencilere soru bankası alan öğretmenler var vs bunlar duyduğum şeyler değil bizatihi şahidi olduğum örnekler. Bizi en çok yoran şey eğitimle hiçbir ilgisi olmayan öğrenci ve velinin anlamsız şikayetleri ve idarelerin bu şikayetlere prim verip dikkate alıp öğretmen üzerinde baskı oluşturması.” ifadelerini kullanmış.
Globalleşen dünyanın ne kadar kötülüğü varsa maalesef çocuklarımızın ellerinde. İnsanlar o kadar meşgul ki bazen küçücük çocuklarını meşgul ederek kendi rahatına bakabilmek için çocukların hiç olmayacak taleplerine cevap veriyorlar. Nasıl olsa çocuk bu eşya ile meşgul olacak ve anne baba da rahat edecek.
Çocuk bazen aileye çok büyük bir yük olabiliyor. Çünkü anne baba çalışmak zorunda olduğu için okul sonrası bazen anne baba için acı verici bir hal alabiliyor. Bir de çalışma saatleri farklı ise gel de işin içinden çık çıkabilirsen. Mümkün olsa da çocuk okuldan hiç gelmese diyen veliler hiçte az değildir.
Bunun yanında öğretmenin de bir çocuğu, eşi, annesi, babası olacağı düşünülemiyor bile. Onun veya yakınlarının hasta olma hakkı ise zaten olamaz. O hasta olunca ortalık karışır. Devlet okulunda iyi kötü bir şekilde idare edilir ama özel okulda böyle bir şey düşünülemez bile. Bu öğretmenin öğrencileri kime emanet edilecek. Bir de okulda yeterli öğretmen yoksa vay başına gelenler.
Yine öğretmen öğrenciye asla kızamaz, onun sinirlenme hakkı yoktur. Ola ki sesini yükseltti hemen gelsin CİMER şikayeti ve sonrasında savunma. Cetvelle de olsa bir öğretmenin öğrenciyi tedip hakkı olamaz. Ola ki öğretmen sınıf sükunetini sağlamak için yaramazlık yapan ve başka çocukların huzurunu bozan bir çocuğa tedip için cetvelle bir tane vurdu veya kulağını hafifçe çekti. Öğretmenin TCK’den yargılanması ve ceza alması kaçınılmazdır. Anlayacağınız öğretmenin mevzuatla koruması da yoktur. Bu şartlar altında öğretmenden çok fazla bir şey beklemek haksızlıktır.
Öğretmenin üzerinde öyle bir mahalle baskısı vardır ki adeta her öğrenci ve her veli birer patron haline gelmiş veya getirilmiştir.
Bu şartlar altında öğretmenden babalık, analık ve abilik beklemek çok adil olmasa gerektir. Buna rağmen inanın ki istisnalar dışında her öğretmen bu rolü fazlasıyla yerine getiriyor. Yeter ki onların işini yapmasını kolaylaştıralım ve az da olsa onları rahat bırakalım.
Öyle öğretmenlerimiz var ki öğrencilerini kendi çocuğundan farklı görmez ve onlara bir anne ve bir baba şefkatiyle yaklaşır. Hepimizin böyle öğretmenleri olmuştur ve üzerimizde de kalıcı etkilerini hala hissederiz.
Demek istediğim çok açık ve net. Öğretmenleri rahat bırakmazsak, ellerini ve ayaklarını prangalarsak geleceğimizi kaybederiz veya sakat bırakırız. Anne, baba, abla ve dost olan öğretmenlerimizin bu rollerini daha iyi yapmaları için onları rahat bırakalım ki çocuklarımız geleceğe emin adımlarla yürüsünler.
Hiçbir anne ve baba çocuğuna kızmıyorsa onlar da kızmasın ama hangi anne ve baba gerektiğinde çocuğuna kızmıyor ki? Hem öğretmenlerden anne ve baba şefkati bekleyip hem de en küçük bir şeyde onları adliyelere sevk ettirirsek ciddi bir tutarsızlık içinde oluruz.
Bu çerçevede özellikle işini canla başla yapan öğretmenlerin motivasyonunu bozan mahalle baskısının azaltılması gerekiyor. İsterseniz bir öğretmenle bir bardak çay içecek kadar oturun ve dertlerini dinleyin. Dinledikçe hüngür hüngür ağlarsınız. Öğretmen bir de ince ruhlu ve naif bir kişiliğe sahipse dert küpü olmaktadır. Bu nedenle öğretmenlerimizin işini elbirliğiyle kolaylaştıralım ki geleceğimizi hep birlikte inşa edelim. Bunun için mevzuatla öğretmenlerin işini yapmasını kolaylaştıracak koruma kalkanı oluşturmamız gerekiyor.
Benzer Haberler
Öğretmenler üzerindeki mahalle baskısını azaltacak düzenlemeler yapılmalıdır
Bakan açıkladı...8 haftalık ek doğum izninden kimler yararlanabilecek?
Resmen yürürlüğe girdi: Doğum izni 24 haftaya çıktı, sosyal medyaya 15 yaş sınırı geldi!
İşçinin 'babalık izninde' eşitlik sağlandı!
Resmi Gazete'de bugün (02.05.2026)
Gençlik ve Spor Bakanlığı 157 Engelli ve Eski Hükümlü İşçi Alacak
1 ve 19 Mayıs'ta toplu taşıma ücretsiz olacak
Resmi Gazete'de bugün (30.04.2026)