Sosyal Güvenlik Kurumu çalışanları adalet istiyor
Yeni Şafak Yazarı Ahmet ÜNLÜ'nün yazısı...
Eşit işe eşit ücret düzenlemesi ücretlerde eşitlik sağladı sağlamasına ama adaleti ne kadar sağladı diye sorarsanız orada biraz düşünmek gerekiyor. Her ne kadar adı eşit işe eşit ücret olsa da ücreti eşitlemekle işlerin de eşitlenmesi her zaman mümkün olamamaktadır. Zaman zaman okuyucu taleplerimizi köşemize taşıyarak sorunları gündeme getirerek okuyucularımızın sesi olmaya çalışıyoruz. Bugünkü yazımızda SGK çalışanlarının sesini duyurmaya çalışacağız.
Bir takipçimiz Sosyal Güvenlik Çalışanları Adalet İstiyor !!! başlıklı bir mesaj göndermiş ve SGK çalışanlarının yaşadığı mağduriyeti paylaşmış. Yıllardır gündeme getirmeye çalıştığımız Kamu Personel İstihdam Strateji vurgumuzun sebebi bu tür durumların sona erdirilerek adil ve sürdürülebilir bir sistem kurulmasıydı.
Şimdi de okuyucumuzun mesajına kulak verelim.
1997'de Sosyal sigortalar Genel müdürlüğü çalışanları olarak birçok kurumda olmayan ek ödememiz var idi ek ödeme maaşımızın %30'una tekabül ediyor idi.
Buna ilaveten 120 saat fazla mesaimiz, yılda bir defa asgari ücretten yüksek (ipc, ilaç katılım payı, muayene katılım paylarının biriktiği ve çalışanları eşit olarak dağıtılan) havuz paramız , yılda 2 defa asgari ücret tutarında ikramiyemiz var idi. Sonrasında Emekli Sandığı ve Bağ-Kur ile birleşmek suretiyle 3 kurum olduk. İşlerimiz 3 kat artmasına rağmen maaşımız şu anda birçok kurum çalışanlarının altında kaldı.
2011 yılında çıkarılan 666 KHK ile eşit işe eşit ücret bahanesi ile işleri eşitlemek yerine kadroların özlük hakları eşitlendiği sosyal güvenlik kurumu çalışanları dışındaki tüm kurum çalışanlarına yaklaşık %30 zam yapılarak bizlerin özlük hakları düşürülmüştür. Ancak bu düzenlemeyi yapan Maliye Bakanlığı bürokratları kendi personeline ayrıcalıklı davranarak basit bir sınav ile çalışmalarını (VHKİ, memur, hizmetli, şoför, bekçi, güvenlik vb.)"Gelir Uzmanı" yaparak 666 KHK düzenlemesindeki hak kayıplarını önlemişlerdir.
Diğer birçok kuruma ise daha sonra "TAZMİNAT" adı altında iyileştirmeler yapılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumunda ise çalışanlar ülke nüfusunun tamamına hizmet vermek suretiyle hizmet alanı çok geniş olmasına rağmen iyileştirme yapılmamıştır. Bizlerde sosyal güvenlik tazminatı istiyoruz. Oysa diğer kurumlar Türkiye nüfusunun bir bölümüne hizmet vermektedir. Kurumumuz mevzuatı ile vergi dairesi mevzuatı birleştirilmiş, vergi dairesi müdürlüğüne firmalar tarafından aylık verilen muhtasar beyanname ile sosyal güvenlik kurumuna; aylık çalıştırdığı işçilerin çalışma gün sayısını ve ücretini bildirdiği aylık prim ve hizmet belgeleri birleştirilerek tek belge halinde "MUTTASAR VE AYLIK PRİM Hizmet BEYANNAME" (MUHSGK) verilmesi sağlanmış söz konusu belgenin prim ve hizmet tarafını daha az personel ile inceleyen Sosyal Güvenlik Çalışanları sahipsiz kalmış, Vergi dairesi çalışanlarından 20 bin TL daha düşük maaş almaya mahkum edilmiştir. SGK personeli de "Sosyal Güvenlik Uzmanı" yapılarak bu haksızlık giderilebilir.
Daha önceki yazılarımızda da kamu personel sisteminin ciddi bir dağınıklık içerisinde olduğunu ve sistemin sahipsiz kaldığını belirtmiştik. Okuyucularımızdan gelen mesajlar da bu durumun acilen masaya yatırılması gerektiğini gösteriyor.
Yukarıda da belirtildiği üzere eşit işe eşit ücret sistemi getirmeye çalışan 666 sayılı KHK kendi içerisinde birçok adaletsiz uygulamaya sebep olmuştur. Unvan eşitliği her zaman ücret eşitlemesini gerekli kılmamalıdır.
666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de ve bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde kamu görevlilerinin mali haklarına ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılmış ve kurumlar arasındaki ücret dengesizliği büyük oranda sona erdirilmişti. Yani aynı unvana aynı ücret ödemesi yürürlüğe konulmuştu. Ancak aynı unvana aynı ücretin ödenmesi başka sorunları ve adaletsizlikleri gündeme getirmiştir.
Özellikle hizmet kollarına yönelik toplu sözleşme metinlerine konulan ve sadece o hizmet kolunda ve bazı kamu kurumlarında çalışanlara yönelik mali düzenlemeler, mali sistemde gedik açılmasına ve kurumlar arasındaki ücret dengesizliğinin tekrar oluşmasına sebep olmuştur.
Özetlemek gerekirse, kimi kurumlarda çalışanların ek ödeme oranlarına, kimi kurumların özel hizmet tazminat oranlarına, kimilerinin fazla çalışmalarına veya zam oranlarına ilave artışlar yapılarak kamu personeline yapılan mali ödemelerde ciddi orantısızlıklar veya adaletsizlikler ortaya çıkmaya başlamıştır. Hizmet kollarının etkinliğine göre bazı kurum çalışanlarının mali ödemeleri arttırılırsa bu işin sonucunun nereye gideceğini tahmin etmek hiç de zor değildir.
Elbette kamu personelinin hak ettiği mali haklar verilmelidir ama bir kurumda çalışanlara verilip de başka kurumlarda çalışanlara verilmezse kurumlar arasındaki mali makas artacak ve bir süre sonra da kurumlar arası geçiş talepleri 666 sayılı KHK öncesinde olduğu gibi tekrar gündeme gelecektir.
Sonuç olarak kamu personel sistemi bir bütün olarak masaya yatırılarak sorunların çözülmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Münferit olarak yapılan her düzenleme başka sorunlara yol açabilmektedir. İnşallah ne demek istediğimiz anlaşılmıştır.
Benzer Haberler
Eşimle anne ve babam emekli sandığı emeklisi, benim maaş tercihim var mı?
İl il bayram namazı saatleri
Memur sendikacılığının karşı karşıya kaldıkları zorluklar
En fazla hizmetlerimin kaç yılı için ikramiye alabilirim?
Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan yeni vergi düzenlemesi: Resmi Gazete’de yayımlandı
Emniyet personelinin terfi ve atamasında değişikliğe gidiliyor
Diyanet 1.128 sözleşmeli personel alacak
24 maddelik torba teklifin tam metni!